Üst Kademe Ne Demek?
Bir Yüksekliğin Ardındaki Hikâye
—
İlk Adım: Yüksekten Bakmak
Bugün biraz karışık bir gündü. Kayseri’nin soğuk rüzgarı, sabahın erken saatlerinde içimi titretti. Her zamanki gibi kahvemi alıp, günün ilk ışıklarıyla birlikte pencere kenarına yerleştim. Çevremde her şey sessizdi ama içimde bir huzursuzluk vardı. Sanki kalbimde bir boşluk, bir eksiklik hissi vardı. Tam da bu anlarda, “Üst kademe ne demek?” sorusu aklıma takıldı.
Üst kademe… O kelime her zaman kafamda beliren, anlamını tam kavrayamadığım bir terim olmuştu. Ne zaman konuşmalarda duysam, içimde bir merak uyanır, ama her defasında kaybolan bir anlam gibi arkasını kovalamazdım. Herkesin bahsettiği, ama kimsenin gerçekten açıp tartışmadığı o soyut şey… “Üst kademe”yi kimse net bir şekilde anlatmaz, sadece “onlar” derler ve gözleri bir anlık başka bir dünyaya dalar.
Aslında bu kelime, hayatta her şeyin biraz daha farklı, biraz daha yüksek olduğu bir yeri tanımlıyordu, bunu hissedebiliyordum. Ama nedense benim içimde hep bir eksiklik vardı. Ne zaman birilerine “Üst kademe”yi sorsam, ya geçiştirirlerdi ya da başka bir konuya yönelirlerdi. Ama ben, anlamadan geçmek istemiyordum.
Bir gün, bir arkadaşımın söyledikleriyle kafamda bir şeyler yerli yerine oturdu. “Üst kademe,” dedi, “o, hayatın başka bir seviyesinde, biraz daha görünmeyen bir dünya. İnsanların görmediği, ama orada olan bir gerçeklik. Bir şeyin zirvesi, ama görünmeyen bir zirve.” O an, tüm dünyanın sessizliğine karşı kalbim çırpınarak hızlandı. Evet, belki de “üst kademe” gerçekten de herkesin bildiği, ama kimsenin kabul etmediği bir şeydi.
—
Bir Günün Hikâyesi
Bir akşamüstü, Kayseri’nin eski sokaklarında yürürken, önümdeki gruptan biri, “O adam üst kademe,” dedi. O kadar heyecanlandım ki neredeyse düşüyordum. Gerçekten de “üst kademe” nedir? Kimdir? Neden böyle sıfatlarla tanımlanır? Hızla sorularım kafamda dönmeye başladı.
Bunu söyledikten sonra, kişi başka birinin yanına doğru ilerledi ve ben, aralarındaki o sessiz, ama derin bağa tanık oldum. Herkesin konuştuğu, ama hiçbir şekilde kimsenin bahsedemediği bir konu vardı. O gruptakilerin arasındaki ses tonu, bakışları, adeta bir sır gibi saklanan bir gizem vardı. Evet, “üst kademe”, “onlar” hakkında herkesin söylediği, ama kimsenin gerçekten açıklamadığı bir şeydi. Birisinin sanki o dünyada, başka bir gerçeklikte daha yüksek olduğu, başkalarından bir adım daha önde olduğu bir alan.
Bir gün, bunu anlatan bir sesle, daha derin bir bakış açısı edindim. “Üst kademe” aslında bir seviyeden fazlasıydı; o, insanlar arasındaki farklılıkları, hayatta bir şeylerin ne kadar yüksek olduğunu, bir adım öne çıkmanın zorluklarını anlatıyordu. Bu terim, bir anlama sahipti ama bu anlamı bulmak, içinde kaybolmaktan çok daha zordu. Bir insanın zirveye nasıl çıktığını görmek, onu anlamak, çoğu zaman sadece hayal kırıklığına yol açıyordu. Çünkü zirveye ulaşanlar, o kadar yükseğe çıkmışlardı ki, artık o insanların ne düşündüğü, ne yaptığı çoğu zaman bir muamma olmaktan çıkıyordu.
—
Kafamdaki Karmaşa
Bir gün Kayseri’nin meydanına doğru yürürken, “Bu şehirde kimse, kimseyi gerçekten anlamaz,” diye düşündüm. Sanki herkesin kendi “üst kademe”sine ulaşma çabası vardı. Kimisi kariyerinde, kimisi aile ilişkilerinde, kimisi de kişisel tatminin peşindeydi. Fakat kimse birbirine gerçekte ne yaşadığını anlatmıyordu. Beni tanıyan, içimdeki karmaşayı görebilecek kadar yakın olan hiç kimse yoktu. Gerçekten “üst kademe”yi anlamak isteyen birinin gözlerime bakması gerekirdi, bir şekilde içimdeki o boşluğu fark etmesi gerekirdi. Çünkü en derin yaraları bile saklamak bu kadar kolaydı.
Bir sabah, otobüse binerken, bir çift gözle karşılaştım. Kendisini tanımıyordum, ama onun bakışlarında bir şey vardı. Bir tür içsel anlam taşıyan, dünyadan farklı bir noktaya ulaşmış bir anlam. O gözler sanki her şeyi anlamış gibi bakıyordu. İleriye doğru, daha fazlasını görmek istiyordu. O an içimde bir şey kırıldı. Üst kademe, belki de bir bakışta, bir sözcükte, bir şehrin içinde gizliydi. İnsanlar, her gün “bu kademe”de, “o seviyede” hayatta ilerlerken aslında birbirlerini nasıl gözden kaçırdıklarını fark etmiyorlardı. O günden sonra içimdeki boşlukla barışmaya başladım.
—
Üst Kademe Gerçekten Ne Anlama Geliyor?
Şimdi, her şeyin anlamı farklı. “Üst kademe” bana bir uzaklık, bir yükseklik gibi geliyor. Ama bazen de bu mesafe, en yakın olduğumuz yerde, ama fark edemediğimiz bir yer olabilir. Herkesin bir şekilde ulaşmak istediği, ama çoğu zaman anlamadığı, ne olduğunu bilmediği bir dünya. Bir anlamda, “üst kademe” sadece maddi bir yükseklik değil; duygusal, zihinsel ve bazen ruhsal bir yükseklik olabilir.
Üst kademe, gerçekten de bir bakış açısıydı. O “yüksek” yer, bazen insanlar arasında bulunmazdı, bazen de en basit anlarda, en gözden kaçırılacak şeyde. Fakat bir şey kesin: Herkes o kademe için bir şekilde mücadele eder. Kimisi kaybetmekten korkar, kimisi kazanmak ister. Ama hiç kimse, o kademe sırrını açığa çıkaramaz. Çünkü “üst kademe”de olmak, bir anlamda hayatın tüm anlamını sorgulamak demektir.
—
Sonuç: Sadece Bir An
Bir sabah, bir kahve içmek için parkta otururken, Kayseri’nin sıcak havası içimi sarmıştı. O an fark ettim ki, belki de “üst kademe” dediğimiz şey aslında o kadar uzak, o kadar ulaşılmaz değil. Belki de herkesin içinde, her an, her köşede var. Belki de o “yüksek” yer, sadece kendimizle yüzleşebildiğimiz, en derin korkularımızla ve umutlarımızla hesaplaşabildiğimiz bir yer.
Ve ben, şimdi o anlamı daha derin hissetmeye başladım. Herkesin bir “üst kademe” anlayışı farklı olabilir, ama belki de gerçekten bu seviye, bizi biz yapan, içindeki o duygusal yolculuğun ta kendisiydi.